KALP PİLİ

• 8/4/2007 - Sevgili Dostlar Merhabalar,

Kategori: ANILAR

Sevgili Dostlar Merhabalar,

 

Sizlerden birkaç gün müsaade istemiştim. Bildiğiniz üzere kalp rahatsızlığım nedeniyle zaman zaman bazı sağlık sıkıntılarım oluyor. Her ne kadar sağlıklı yaşamımızı sürdürmeye çalışsak ta çoğu hareket ve davranışlarımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Yürüme hızımızdan tutun da ani davranışlardan kaçınmaya kadar...

Günlük yaşamda ne kadar da dikkat etseniz bazen bunu ayarlayamıyoruz. Günlerin getirdiği yoğunluk nedeniyle vücudun da bir dayanma sınırı var, o sınıra geldiğimizde çeşitli bedensel ve ruhsal yansımalarla karşı karşıya kalıyoruz.

Bu sefer de sanırım genel olarak vücudun dayanma ve direnç sınırını zorlamışım. Kalp bu yoğunluk ve yorgunluğu kaldırmada zayıf kalmış. Bir önceki kontrollere gittiğimizde verilen ilaçları ve  önerileri dikkatle uygulamak zorunda kaldım. Bir de, sizleri bilemem ama, bizler doğal desteklere de inananlardanız. Doktorumuzun önerileri yanında bunun gibi bazı bitkisel desteklere de giriştik. Vücutta biriken sıvıları atmak için verilen ilaçların bir etkisi de hücreler içinde bulunan sıvıların atılımını sağlarken diğer yandan da potasyumunda atılmasına yol açıyor. İşte bazı bitkiler bu dengeyi sağlamda da yardımcı oluyor. Bunlardan biri de Hindiba bitkisinin (Arslandişi ve Radika olarak ta tanınıyor) çayın içildiğinde vücuttan atılan potasyumunun yerine konmasında etkin oluyormuş. Özellikle ısırgan otunun yaprakları ile birlikte yapılan çayın içilmesinde birçok rahatsızlığa iyi gelmektedir. Mesela şeker rahatsızlığı, karaciğer rahatsızlığı, deri hastalıkları ve egzama gibi bazı sıkıntılarda yardımcı olmaktadır. Her zaman söylendiği gibi bu hiç bir zaman tek başına yetecek bir destek değildir. Tıbbi destek işin başıdır. Doktor muayene ve tetkikleri ile varılan sonuçlara göre verilen ilaçla ve yapılan öneriler kesinlikle dikkate alınmalıdır.

Bu ikinci defa gidişimizde yapılan tetkik ve tahlillerden güzel neticeler alındı. Bu rahatsızlığımın başlangıcında en az 2,5 – 3 aya ihtiyacımın olduğu, bu zaman diliminde kalbin ve vücudun kendini toplaması için gereken bir zaman olduğu söylenmişti. Denilenlere göre bu zamanı iyi kullanmışız, kendini toplayan vücut değerleri normal ve normale yakın hale gelmesi ile ilk aşamayı atlatmışız. Şimdi ikinci ve daha uzun bir zaman diliminde geri kalan direnci kazanmaya çalışacağız, inşallah...

Bu arada sayfalarımıza girerek hal ve hatır soran, e postalarımıza geçmiş olsun dilek ve temennilerini yazan tüm dostlarımıza öncelikle içten teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bizlerde hepinize sağlık, sıhhat ve esenlik dolu, sevdiklerinizle ve sevenlerinizle nice güzel ve mutlu günler yaşamanızı diliyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla....

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/4/2007 - BİR BEN - I – (Anılarımdan)

Kategori: ANILAR

BİR BEN - I – (Anılarımdan)

 

İnsanlığın giderek, daha çok, hareketliliği nedeniyle çağdaş kentlerde yetişen bir bireyi olarak, evrensel değerleri özümsemiş olduğu kanısında olan, insanlık ve yurttaşlık bilinciyle yaşadığı ortama, şehrine, ülkesine, geleceğine ve tüm yaşam çevrelerinde yani evrensel barışa sahip çıkanlardan ve insanlık yaşamının yüzlerce yılda meydana getirdiği kimliklerin yol edildiğini bilerek, tüm olumsuzlukların varlığını yadsımadan yaşayan ve kendini gizleyen önde olmaktan hoşlanmayan biri olarak, hayatın yaşanmışları bitince çoğu kimsenin olanları hatırlamadığını, sadece bir şeyler söylenmesinin bahane ve teselli amaçlı olduğunu bilen, ama bir süre sonra herkesin kendi hayatına geri döndüğünün farkındaki bir birey olmanın getirdiği sosyal yaşamı sürdüren biriydim...
Ta ki....
İnsanlar yeni meraklara, tutkulara yelken açarken, bizler kendi işimize bakarız. Yola çıkmak için iyi bir neden ararız, nedense vasati, ortalama değerler sınırlandırmaları içinde. Bazen bir şeyleri uzun uzun anlatmak yerine göz göze gelindiğinde bile ne hissettiğini anlayacak birisi’ni ararız. Bulamayınca aşağı inen bir boşluk içinde yüzdüğümüzü düşündüğümüz olur, o zaman, tevekküle sığınıp ‘’zaten hayat böyle, ne yapalım’’ deriz...
Ta ki....
Çok küçük bir an yaşandı, zamanın bütünüyle durma noktasına geldiği an...
Önceleri sizi sinirlendiren, öfkelendiren veya coşkulara sevk eden şeylerin, konuların, uğraşların yerini başka şeyler alır. Hayatın çok kısa ölümün ise, fark etmeyecek olsak bile, uçarcasına koşarak eşlik ettiğimiz bir gerçek olduğunu kavrıyorum. Engel olamıyorsunuz, durduramıyorsunuz ne sevgi ile, ne dua ile ve ne de tedavi yoluyla... Zamanı gelince bu gerçekle karşılaşınca, ne kadar sürüyor biliyor musunuz.?... Saniye, an, bunu belirsiz yaşayanlara ani, yaşayana sonsuz kadar uzun... O belirlenmiş an’da ise olayın süratine ayak uyduramıyorsunuz, bunu yaşayan insanın paniklemesine, korkusunun çaresizliğine, acısına, öfkesine tanık oluyorsunuz, ölümü görüp elliyorsunuz, ama yok, yok... Elden gelen bir şey yok, yok!...
Bunları yaşadıktan sonra ciddiyetlerin gereksiz ve gülünç olduğunu görüyor, gelip-geçer olaylara, olgulara önem vermiyor, zamanın bitişine kadar ‘’
zamanın'ın’’ boşluğunu doldurmaya, işlerini iyi, en iyi yapmaya çalışıyorsun, kalplere girip sevgilerini kazanmaya, onlar yaşadıkça anılarında, hatıralarında var olmak istiyorsunuz... Ama...
Her hal ve şartta devam edecek bir birlikteliğin kıymetini anlıyorsunuz, beraber bir şeylerin paylaşılmasında, ortaya çıkartılmasında, üretilmesinde, zamana bağlı olmadan, yan yana gelip bir şeylere vesile, aracı olmak istiyorsunuz. Toprağın altında gireceğinizi ama bedenlerde ruh halinizi yaşatmak istediğinizi fark ediyorsunuz... Elektriklenmeleri yüksek voltajda yaşamak istiyorsunuz, sanki şaka gibi yaşanmaktansa...
Ama birey olmaya, hatta yalnız olmaya öylesine alışkın olan bu insanlar, etraflarındaki herkesin de kendileri gibi birer birey olmasına dayanamıyor, paylaşılmış bir yalnızlık duygusunu yaşamaya alışılmış olmanın getirdiği tembellikle... Yani artık bu sokakta değil, bütün şehirde bir başıma kaldım, sanısı...
Yalnızlık, başka insanların varlığı bilindikçe bir anlama kavuşuyor, başkaları yoksa, yalnız değilsin ki!...
Ama; bir şeyleri gördüğünde, dinlediğinde, izlediğinde, yanında olsa da paylaşsan istiyorsun. Gün batımı başladığında, şafağı göremezsem diyorsun, zaman içinde hayatın ritmini daha bilinçli yakalamak istiyorsun. Yalnızlığınla baş etmeyi ve yaşamın girdaplarında kendini hafifletmeyi, suyun üstünde kalabilmeyi öğreniyorsun ki, kişisel yaşam yalnızlığında daha hızlı yol alabiliyorsun, çünkü bireysel sınırlarını bilmiyorsun; hayatında meydana gelen bir olay, bir felaket, bir acı sonrası ayakta kalmaya çalışıyorsun. Meşgul olacak uğraşlar bularak, yaşam boşluklarını doldurmaya çalışıyorsun, bir sürü iş yapıyormuş gibi olup, o işler vesilesi ile yeni tanışlara ulaşıp, dünyalarında yer almak istiyorsun.
Hayatın kendi içindeki matematiğinde çözümsüzlük unsuru olmak istemiyorsun. Geçen zaman içinde duyarlılıkların derecelerinin değiştiğini anlıyorsunuz, akıl sağlığınızı rehabilite (iyileştirmeye, sağlıklılaştırmaya) etmeye uğraşıyorsunuz.
Çünkü bütün bu olup bitenler, ‘her şeyin bir sonu vardır’ ilkesinin doğrulanmasından, insanoğluna bu düsturun anımsatılmasından öte anlam taşımıyordu ki.
Her şeyin bir sonu olduğunu bilip, nasıl yaşayan her canlı ölüyorsa, her eşya bir zaman sonra eskiyorsa ve bu, bizlerce normal karşılanıyorsa, ya da, en azından kabul edilebiliyorsa, yaşamımıza, habersiz, her an son verilebilecek olması da, aynı tevekkül duygusuyla kabul edilebilmeli. Korkunun sebebi de bu işte:
Bilinmezlik.
Uykunun ortasında bile kalkıp hayata, yaşama ‘’selam’’ diyorsunuz...
Selam sevdiklerim, selam sevenlerim ve hatta sevmeyenlerim, iyi ki varsınız ve iyi ki sizler bana nasip edildiniz...
Hamd olsun, hala yaşıyor ve nefes alıyorum...
Hamd olsun, bana bir yaşam hakkı daha ihsan eden Rabbime...

(Devamı Var...)

Bir ben -1 -…

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Geçirmiş olduğum bir kalp rahatsızlığı sonucu taklımış olan kalp pili ve rahatsızılığı hakkında paylaşım

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

BLOGGER'DEKİ SAYFALARIMIZ

GİTTİKLERİMDEN
Image Hosted by ImageShack.us SOFRAMDAN
Image Hosted by ImageShack.us GİDİLESİYERLER
Image Hosted by ImageShack.us

BLOGCU'daki Diğer Sayfalarımız

YORUMYAZILAR
KENARYAZILARI
SOFRAM
GITTIKLERIM
akif.wordpress

Arkadaşlar

eroman
aakif
kenaryazilari
birmelekdile
ulumavi
gittiklerim
sofram
eylulden
ocakbasi
donmezcaglar
yemekbasi
aksaraylikahveciismail
firuzanca
donmezcaglar1
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa